VE KALBİM VALENS’TE KALDI

Eylül 2014’te multipl skleroz hastalarının rehabilitasyonu ile ilgili bir kursa katılmak için İsviçre’nin şirin mi şirin bir kasabası olan Valens’e gittim. Valens, İsviçre Alplerinin tepesine kurulmuş küçük bir kasaba. Ama siz sakın bakmayın öyle ufak tefek olduğuna. Bu kasaba içinde dünyanın sayılı rehabilitasyon merkezlerinden sayılan Klinik Valens’i barındırmakta.

Klinikten bahsetmeden önce Valens’i anlatmakta fayda var. Deniz seviyesinden yaklaşık 1000 m yükseklikteki dağ yamaçlarına kurulmuş olan bu kasabada her yer yeşil. Hem de yemyeşil. Tek bir toprak parçası görmek mümkün değil. Çünkü en ufak bir toprak parçasından bile çimler fışkırmakta. Bunun yanında mükemmel bir havaya sahip. Derin bir nefesle ciğerlere dolan temiz hava insana yaşadığını hissettiriyor. Harika Alp dağları manzarası da cabası.

Valens’e ilk geldiğimde Heidi geldi aklıma. Zaten Heidi çizgi filmine konu olan yerler Valens’e oldukça yakınmış. Fizyoterapistler arasında, Heidi fahri fizyoterapist olarak kabul görür desek yalan olmaz. Clara’ya gösterdiği ilgi, yaptırmış olduğu ev egzersizleriyle tekerlekli sandalyeden kurtulup yürümesini sağladığı bölümleri izleyip de duygulanmayan fizyoterapist yoktur. İşte Valens’te bulunan terapistler de hastalarına Heidi’nin saf duygularıyla yaklaşmakta.

Yüzyıllar boyunca doğal kaynak sularıyla insanlara şifa dağıtan Valens bölgesi ayrıca fizyoterapide kullanılan su içi egzersiz yöntemlerinin gelişmesine de ev sahipliği yapmıştır. Latince kökeni “değerli” anlamına gelen Valens, gerçekten de insan sağlığı için çok değerli bir yer.

Klinik Valens, 100 terapist ve 22 doktor olmak üzere toplamda 400 personeliyle insanlara şifa dağıtan gerçek bir sağlık yerleşkesi. Bu merkezde, ülkemizde yalnızca kitaplarda okumaya alışkın olduğumuz ekip anlayışının vücut bulmuş halini görmek mümkün. Klinik Valens’te muayenesini yapan doktor, hastayı ilgili terapistlere göndermekte ve terapistler de kendi değerlendirmelerini yaparak hasta için en uygun tedavi programını çizmekte. Herkesin birbirine saygı gösterdiği bu klinik, ülkemizdeki örneklerinin aksine çalışanlarına da ruh ve akıl sağlığı açısından fayda sağlamakta. Baş fizyoterapistin 35 yıldır bu klinikte çalışıyor olması bunun en güzel örneği sayılmaz mı sizce.

Klinik Valens, uzman ve deneyimli ekibiyle başta multipl skleroz ve inme gibi nörolojik hastaların yanı sıra romatizmal hastalara da hizmet sunmaktadır. Klinikte sunulan terapi hizmetleri başta fizyoterapi olmak üzere iş-uğraşı terapisi, konuşma terapisi, rekreasyon terapisi, spor terapisi ve nöropsikolojik terapilerden oluşmakta. Uygulanan fizyoterapi yöntemleri ise egzersiz tedavisi, su içi egzersizler, elektroterapi uygulamaları, atla terapi ve manuel terapi gibi yöntemlerden oluşmakta. Hasta, kendisi için belirlenen programa göre bu hizmetlerden yararlanmakta. Ayrıca hastaların tek başına yapacağı ya da kendisi gibi diğer hastalarla birlikte yaptığı grup egzersizleri de bunun için hazırlanmış odalarda yapabilmektedir. Hastaların sosyalleşmeleri için kafeterya, restoran ve kütüphane gibi gerekli alanlar da unutulmamış. Egzersiz ya da sosyal etkinlikler dışında kalan zamanlarda hastaların gerekli bakımları da hemşireler tarafından sağlanmaktadır.

 

Oldukça geniş bir arazi üzerine kurulmuş olan klinikte her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Örneğin, ev işlerinde zorlanan bir hasta iş-uğraşı terapistiyle birlikte mutfak etkinlikleri odasında çalışma imkânı bulmakta. Bunun gibi günlük hayatta bir insanın ihtiyacı olan her şeyi tecrübe edebileceği aklınıza gelen her şey düşünülmüş. Banyo yapmadan yatak toplamaya, ütü yapmadan yemek yemeye, marangozluk işlerinden elektrik işlerine kadar hastaların ihtiyacı olan tüm etkinlikler gerekli uzmanlar eşliğinde çalışılabilmekte. Rehabilitasyon alanındaki son teknolojik ürünler de klinik bünyesinde yer almakta. En çarpıcı örnekleri arasında yürümeye yardımcı robot tedavisi, kol hareketlerini çalıştıran          robotlar ve araba kullanma simülatörü bulunmakta.

 

Atla uygulanan terapide hastalar fizyoterapist eşliğinde Valens’in muhteşem doğasında hem eğlenip hem de tedavi olmaktalar. Hiç aklınıza tekerlekli sandalyeyle dağ tırmanışı yapmak gelir mi? Bu Valens’te mümkün. Küçük çocukları gözünüzde canlandırın, yürümeden önce tırmanırlar. İşte buradaki mantık da bu. Yürüyebilmek için tırman! Klinikte bulunan tırmanma parkurunda gerekli tüm önlemler alınmış. Hastalar tekerlekli sandalye seviyesinde bile olsa fizyoterapist eşliğinde bu aktiviteyi gerçekleştirme imkanına sahip oluyor.Yüzyıllardır şifa dağıtan bu bölgenin suları Klinik Valens’te hala bu görevlerini icra etmekteler. Hijyen ve içerik denetiminden, hastaların havuza alınabilmesi için gerekli kaldırma sistemlerine kadar tüm özelliklere sahip bu havuzlarda hastalar fizyoterapistlerle çalışmaktalar. Ülkemizdeki kaplıca anlayışının aksine burada havuz demek hareket demek. Suyun tüm şifalı özellikleri ile fizyoterapistlerin maharetli elleri birleşince ortaya gerçek bir sihir çıkıyor. Ayrıca multipl skleroz hastaları için daha ılık suya sahip havuz da bulunmakta.Klinik Valens, hastalara sağladığı yararı kendi içinde saklamıyor tüm bu bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşmak için çeşitli etkinliklerde de bulunuyor. Pek çok rehabilitasyonla ilgili teknolojik aletlerin geliştirilmesi için mühendislere yardımcı olurken daha iyi tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için yaptıkları bilimsel çalışmaları da yayın haline getirip tüm dünyadaki sağlık profesyonellerine ulaştırıyorlar. Ayrıca benim katıldığım kurs gibi pek çok kurs düzenleyip katılımcıların bilgilerinin yanında ufuklarını da

genişletiyorlar.

 

İzmir’den dört beş saatte ulaşılabilen bu merkez, ülkemizdeki hastalar ve sağlık çalışanları için ulaşılmaz bir hayal mi? Bana sorarsanız değil. Türkiye sağlık alanında kendini kanıtlamış bir ülke. Her ne kadar önündeki yasal sorun nedeniyle maruz kaldığı engellemelere karşın fizyoterapi de ülkemizde 60 yıldır olanca hızıyla kendini geliştiren bir alan. Klinik Valens’tekilerden çok daha fazla özveri ile çalışacak fizyoterapistler, hekimler tanıyorum. “Bunlar tamam da maddi sıkıntılarımız çok” dediğinizi duyar gibiyim, ama inanın yok. Şu anki sistemde o kadar çok para boşa gidiyor ki. Kaynaklar doğru hastalara doğru şekilde aktarıldığı takdirde Klinik Valens gibi pek çok merkezi ülkemizde kurmak oldukça kolay. Ancak un var, şeker var, yağ var ama helva yok. Çünkü en başta kendimize inancımız yok. Değişime kendimizden başlamalı ve hastalıkların etkilerinin en aza indirildiği huzurlu ve mutlu bir ülkede yaşayabilmek için elimizden gelenin en iyisinden fazlasını yapmalıyız.​Kalbim Valens’te kaldı, ama hayallerim benimle. Çok daha iyilerini en kısa zamanda ülkemizde göreceğime olan inancım sonsuz.

Turhan Kahraman